Çorlu: Tarihçe
Tarih öncesi döneme ait buluntuların elde edilmiş olması, bölge tarihini ilk Tunç çağı'na kadar götürmektedir. Bilinen en eski adı Tzirallum/Tzirallun veya Tzirallon olan Çorlu, MÖ. 1000 yıllarında Trako-Friglerin kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig, Yunan, İskit, Pers, Makedon, Roma ve Bizans egemenliğine girmiştir. Zaman zaman Hun, Avar ve Peçenek akınlarına da maruz kalmıştır. Ayrıca İstanbul üzerine çeşitli seferler düzenleyen Arap ordularının istilasına da uğramıştır. Kısaca; Trakya'nın yaşadığı her istiladan etkilenmiştir. Çorlu şehrinin kuruluşuyla ilgili kesin bir bilgi olmamakla birlikte Trak göçleriyle birlikte tarıma ve yerleşime açıldığı bilinmektedir.
Roma Cumhuriyeti M.Ö. 168 yılında Trakya Krallığı'nı egemenliği altına almıştır. Bu dönemde Roma yönetimi sahillerdeki Yunan kolonilerini bağımsızlaştır hale getirilmiş ve kolonide yaşayan halklar iç bölgelere yerleşerek yeni köy ve kasabalar kurmuşlardır. Bu kolonilerin kurduğu yerleşim yerlerinden biri de Çorlu olmuştur. Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra Çorlu, Bizans İmparatorluğu'nun idaresi altına girmiştir. M.S. 7. yüzyılda Bizans İmparatorluğu topraklarını thema adlı askeri yönetim birimlerine bölmüştür. Çorlu da Trakya Theması altında yer almış.
Orta Çağ'da burada, Bizans İmparatorluğu'nu korumak için kullanılan Tzirallum kale kentinin bulunması İstanbul yolu üzerinde yer alan Çorlu'ya askeri bir önem kazandırmıştır. Anadolu'dan Rumeli sınır boylarına uzanan anayol üzerinde konaklama yeri olmasından dolayı da önemli tarihi olaylara sahne olmuştur. Örneğin Aleksios Komnenos'un Bizans İmparatoru olmasına burada yapılan bir toplantıda karar verilmiştir.
Çorlu, Trakya'daki başka şehirlerle birlikte 1357 tarihinde Süleyman Paşa tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Süleyman Paşa ve Orhan Gazi'nin ölümleri üzerine tekrar Bizans egemenliğine geçen Çorlu, 1361 tarihinde Şehzade Murad tarafından fethedilerek kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmiştir. I. Murad'ın emriyle Trakya'daki öteki Bizans şehirlerine ibret olması maksadıyla burayı savunan Bizanslılar ağır şekilde cezalandırılarak kale duvarları yıkılmıştır. Böylece Tzirallum'un askeri önemi de ortadan kaldırılmıştır. Bu sert davranış hemen etkisini göstermiş ve Trakya'nın fethi kolayca tamamlanmıştır.
Çorlu'nun ilk camisi II. Mehmet döneminde yapılmıştır ve Fatih Camii adı verilen bu cami halen ayakta kalan bir yapıdır.
Yine Çorlu, imparatorluk döneminde ilk defa II. Beyazıt ile oğlu Şehzade Selim (Yavuz) arasında geçen baba-oğul savaşında yer almıştır. Şehzade Selim ile II. Beyazıt Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere'de karşılaşmış ve Şehzade Selim babasının kuvvetleri önünde yenilmiştir. 1512'de tahtını oğluna bırakan II. Beyazıt Dimetoka Sarayına giderken Çorlu konağında ölmüştür. Daha sonra Yavuz Sultan Selim de İstanbul'dan Edirne'ye giderken sırtında çıkan ur nedeniyle Çorlu'da 40 gün tedavi görmüş ve 21 Eylül 1520 tarihinde babasıyla aynı topraklarda ölmüştür. Bu suretle II. Beyazıt Dimetoka'ya, Yavuz da Edirne'ye varamamıştır. Eylül 1676'da son Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber çiftliğinde ölmüştür. Çorlu 18. yüzyılda Kırım'dan uzaklaştırılan Hanzadelerin ve Girayların sürgün yerlerinden biri olmuştur. 1830 yılında Rumeli Beylerbeyliği kaldırılıp Edirne vilayeti kurulunca, Çorlu bu vilayetin Tekirdağ sancağına bağlı bir kazası haline getirildi. …