Yalova: Tarih
Bölgedeki ilk yerleşimler prehistorik çağlarda MÖ 3000 yıllarındadır. Bitinya adıyla bilinen antik bölgede MÖ 2000'lerde Hititler, MÖ 1200'lerde Frigler hakimiyet kurdular. Pers egemenliği altında kalan bölge de MÖ 5. yüzyılın ortalarından itibaren Bitinyalı hanedanlar hakimiyet kurmaya başlamış ve MÖ 3. yüzyılda bağımsız Bitinya Krallığı'nı kurmuşlardır. Yalova'da bu krallığın topraklarında kalmıştır. Yalova'nın da içerisinde olduğu bölge MÖ 74'te Romalılar'ın denetimine girdi. Roma İmparatorluğu'nun 395 yılındaki bölünmesinden sonra Yalova, Bizans İmparatorluğu'nun yönetimine geçti. 1302'de Yalova civarında Bafeus Muharebesi gerçekleşti. Yalova ve çevresi 1326 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun kontrolüne geçti.
16. yüzyıl Osmanlı idari teşkilatlanmasına göre Yalova, Hüdavendigâr Eyaletine bağlı bir kaza merkeziydi. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Yalova'yı; 700 evi, yedi camisi, üç hanı, bir hamamı, kırk-elli kadar dükkânı bulunan bir yerleşim olarak anlatmıştır. 25 Mayıs 1719'da meydana gelen depremde yerleşim büyük tahribata uğradı. 18. yüzyıl sonlarında Yalova, İzmit Sancağı'nın Karamürsel kazasına bağlı bir nahiye konumundaydı. 10 Temmuz 1894 depreminde yerleşimde büyük tahribat yaşadı.
7 Ağustos 1920'de başlayan Yunan hakimiyeti 19 Temmuz 1921 tarihine kadar sürdü. Bu süreçte işgal kuvvetleri tarafından şehir çapında sistematik bir katliam yapıldı.
Yalova, 1926'da ilçeyken bucak olmuştur.
Kocaeli'nin Karamürsel ilçesine bağlı Yalova bucağı 1929'da çıkarılan kanunla ilçe oldu ve İstanbul iline bağlandı. 1935 yılı nüfus sayımında 2635 nüfusa sahip olan yerleşim, kaplıcalar sayesinde hızlı bir gelişim yakaladı. 6 Haziran 1995 tarihinde aynı adla kurulan ilin merkez ilçesi oldu. 17 Ağustos 1999'da meydana gelen 1999 Gölcük depreminde Yalova şehri de büyük tahribata uğradı.
Mustafa Kemal Atatürk yaşamının son bölümünde ara sıra Yalova'yı ziyaret etmiş ve Yürüyen Köşk'te dinlenmiştir. Bir konuşmasında "Yalova benim kentimdir." şeklinde şehre olan sevgisini dile getirmiştir. Atatürk, daha önce yaptırılmış olan ve günümüzde Atatürk ve Çocuk Müzesi adıyla bilinen evde de kalmıştır.