Akçaabat: Tarihçe
Türkler ilçeye 12. yüzyıldan itibaren Selçuklu döneminde Türkmen beylerinin bölgeyi fethetmesiyle yerleşmeye başlamışlardır. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında fethedilen Akçaabat'ta Roma, Bizans, Trabzon İmparatorluğu ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapıt ve izlere rastlamak mümkündür.
Osmanlı yönetimiyle birlikte Akçaabat uzun yıllar nahiye olarak teşkilatlandırılmıştır. Akçaabat nahiye nüfusunun; 1486 yılında 19.433, 1520 yılında 26.795, 1554 yılında 27.460 kişiden oluştuğu görülmektedir. 1583 yılına gelindiğinde Akçaabat nahiyesinde, 28.285'i Hristiyan ve 5.748'i Müslüman olmak üzere toplam 33.933 kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. 1640 yılında Akçaabat'ta bulunan Evliya Çelebi, haftada bir kurulan Platana pazarında 10.000 kişinin toplandığını ve pazarın çevresinde gelişmiş ve refah içinde olan zengin köylerin olduğunu belirtmiştir. 1796'da yaşanan veba salgını Akçaabat'ı büyük oranda etkilemiştir.
1835 tarihli nüfus sayımına göre Akçaabat nahiyesinde; 8.645 erkek Müslüman ve 2.603 erkek Gayrimüslim olmak üzere toplam 11.248 erkek nüfus kaydedilmiştir. 1835 yılında yapılan nüfus sayımına göre Akçaabat nahiyesi, 5 mahalle ve 86 köy olmak üzere toplam 91 yerleşim biriminden oluşmaktadır. Bu yerleşimlerden 57'sinde sadece Müslümanlar, 2 mahalle ve 4 köy olmak üzere 6'sında da sadece Gayrimüslimler yaşamaktadır. 19. yüzyıl ilk yarısından itibaren Gayrimüslim nüfus İstanbul, Sinop gibi yurt içinde ya da Kırım ve Kafkasya'nın ele geçirilip Müslümanların göç ettirilmesiyle yeni iş gücü sağlamak amacıyla Rus topraklarına çalışmaya gitmeye başlamıştır.
1847 yılında kaza statüsü alan Akçaabat'ta, kaza dahilinde aynı yıl yapılan nüfus sayımına göre Rum ve Ermeni erkek nüfusu toplam 2.638 kişidir. Bu tarihlerde Ermeni nüfus; Akçaabat merkez ve köylerindeki 11 mahallede yaşamakta olup 223 hanede 882 Ermeni erkek nüfus görülmektedir.
1850 tarihli öşür defterine göre kaza statüsünde görülen Akçaabat kazası; kuzeyden Karadeniz ile sınırlıyken batıda Yobol (Çeşmeönü) köyünden güneye doğru Oğuz (Oğuz) köyüne inmekte, güneyde Simenli (Simenli), Sidiksa (Çayırbağı) ve Haçka (Düzköy) köyünden devam etmekte, güney doğuda ise Maçka’nın köyleri ile sınır oluşturarak doğu tarafında, sahile ve Değirmenderesine bakan Divranos (Gölçayır) ve Çukurçayır köylerini içine alarak Trabzon şehrinin Boztepe mahallesi ile komşu olacak biçimde Kavak Meydanı mahallesi ile Ayasofya mahallesine komşu olan Holomana (Beşirli) karyesini de içine alarak Karadeniz’e inmektedir. şeklinde tarih edilmiştir. Buna göre Akçaabat kazasının günümüzdeki; Akçaabat, Vakfıkebir, Beşikdüzü, Şalpazarı ve Düzköy ilçeleriyle birlikte Trabzon merkezden birçok yerleşimi içine aldığı görülmektedir. Bu tarihlerde Akçaabat kazasının; Nefs-i Pulathane, Galinos (Orta), Dürbinar ve Salari olmak üzere 4 mahalleden oluştuğu belirtilmekte birlikte Salari yerleşimi o tarihlerde köy olarak da kayıtlarda yer almıştır. Akçaabat kazasının Vakfıkebir arazileri hariç olmak üzere; Nefs-i Akçaabat'a bağlı mahalleler ile 24 köyde 1.646 hane (243'ü Gayrimüslim), Kalanima Deresi Nahiyesi'nde vadi boyunca 35 köy ve 1737 hane (121'i Gayrimüslim), Sera Deresi Nahiyesi'nde 12 köy ve 439 hane (120'si Gayrimüslim), Ayağorğor Nahiyesi'nde 15 köy ve 1036 hane (366'sı Gayrimüslim) olmak üzere toplam 4.858 öşür vergisi alınan hane olduğu ve bunun da 4008'inin Müslüman geri kalan 850'sinin Gayrimüslimler olduğu görülmektedir. …