Kilis: Dini Mimari ve Tarihi İbadethaneler
Kilis, tarih boyunca İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik kültürlerinin iç içe yaşadığı, farklı inançlara ait ibadethanelerin aynı sokaklarda yükseldiği kentlerden biridir.
Ulu Camii, şehir merkezinde yer alan ve Kilis'in bilinen **en eski ve en büyük camisidir**. İlk yapılışı 11. yüzyılın ortalarına, Selçuklular veya Memlükler dönemine kadar uzanmaktadır. Camii, 1388 (H. 790) yılında Memlükler döneminde Hacı Halil tarafından geniş çaplı bir onarımdan geçirilmiş ve günümüzdeki formunun temelleri atılmıştır.
Cami, dikdörtgen planlı olup Klasik Doğu Akdeniz / Halep mimari üslubunu yansıtmaktadır. Avlusunda yer alan taş işçiliği ve minaresindeki geometrik bezemeler, kentin Orta Çağ İslam mimarisindeki yerini vurgular. Osmanlı döneminde de defatla restore edilen cami, Kilis'teki Cuma namazlarının ve dini hayatın ana merkezi olmuştur.
Surp Hovannes Kilisesi (Kilis Ermeni Kilisesi), Osmanlı döneminde Kilis'te yaşayan yoğun Ermeni cemaatinin dini ve sosyal merkezi olmuştur. 19. yüzyılda inşa edilen yapının adı kaynaklarda "Surp Hovhannes" olarak da geçmektedir.
20. yüzyılın başlarındaki nüfus değişimleri ve cemaatin şehirden ayrılmasıyla birlikte işlevini yitiren kilise binası, uzun yıllar atıl kalmış ve ciddi anlamda tahribe uğramıştır. Kesme taştan inşa edilmiş olan yapı, yüksek tonozlu mimarisi ve Halep üslubu taş oymacılığıyla dikkat çeker. Cumhuriyet döneminde bir süre zeytinyağı deposu ve dükkân olarak kullanılan tarihi bina, son yıllarda Kilis Valiliği ve Kültür Bakanlığı tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarıyla koruma altına alınmış ve kültürel etkinlik merkezi olarak kente kazandırılmıştır.
Kilis Yahudi Havrası, kentin Tekke Mahallesi'nde yer alan ve yüzyıllar boyunca Kilis'te varlığını sürdüren Müsevî cemaatinin ana ibadethanesidir. Kilisli Museviler, köken olarak Halep ve Doğu Akdeniz Sephardim/Must'arabi geleneklerine bağlı olup ticaret ve zanaatla uğraşmışlardır.
19. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında aktif olarak kullanıldığı belirtilen Havra, avlulu ve yüksek kesme taş duvarlı geleneksel Kilis evi/konak mimarisi tarzında inşa edilmiştir. 1950'li ve 1960'lı yıllarda Kilisli Musevilerin İsrail'e ve İstanbul'a göç etmesiyle cemaatsiz kalan Havra, zaman içerisinde bakımsızlık nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. İbadethane, Kilis'in çok dinli geçmişinin en somut ve hüzünlü nişanelerinden biri olarak mimari varlığını sürdürmektedir.