Akşehir: Tarihçe
Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanır. Hititler zamanında Akşehir'in adı Thymbrion'dur. Zamanla Frigya devletine daha sonra Anadolu'da egemenlik kuran Lidyalılar'ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da artmıştır. "Krallar Yolu" Akşehir'den geçmektedir. Akşehir, milattan önce 3. yüzyılda, "Bal Sevenler" adıyla anılmaya başlanmıştır. Pers ve Hellenistik dönemlerden sonra kent, Roma, daha sonra da Bizans egemenliğine geçmiştir.
Filomilion (veya Filomelium; Φιλομήλιον, Philomelion) muhtemelen Efes'ten doğuya uzanan büyük Greko-Romen Yolu üzerindeki bir Bergama kuruluşuydu ve Kilikya'ya giden Cicero, günümüze ulaşan yazışmalarının bir kısmını buraya tarihlemiştir. Elçi Pavlus 1. yüzyıldaki ikinci ve üçüncü müjdeleme yolculuğunda kentten geçmiştir ve etkisi bölgedeki çok sayıda Hristiyan yazıtından izlenebilmektedir. Smirnililer, Polikarp'ın şehit edilişini anlatan mektubu Filomilion kasabası halkına yazmıştır. Kasaba bir noktada piskoposluk merkezi haline gelmiş ve Katolik Kilisesi'nin bir unvan piskoposluğu olarak kalmıştır.
Araplar Akşehir'i, beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı "Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır. Ancak sonra Anadolu'ya yayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında kenti almışlardır. Haçlı Seferleri, Selçuklu taht kavgaları, Moğol istilası sıralarında sürekli savaşlar yaşayan Akşehir (Akşar) büyük yıkımlar yaşamıştır. 1381 yılında Padişah I. Murad'a (Hüdavendigâr) satılarak Osmanlı egemenliğine girse de (Yıldırım) I. Bayezid'in Timur'a yenilmesi ile Moğollar'ın, Fetret Dönemi'nden sonra Karamanoğulları'nın eline geçer. Yıldırım Bayezid 8 Mart 1403 tarihinde Akşehir'de ölmüştür. Bu olaydan sonra Akşehir'de Oğuzların Avşar boyuna ait Türklerin oranı artmıştır. Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir'i fethederek Osmanlı topraklarına katar. 19. yüzyıl sonlarında Akşehir'de kaymakamlık yapan Bereketzade İsmail Hakkı'nın hatıralarında verdiği bilgilere göre; Akşehir'in çevre kasabalarıyla birlikte 100.000'den fazla nüfusu vardır. Akşehir sosyal ve ekonomik bakımdan canlı bir merkezî yerleşim birimidir.
Türk Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, 18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp (Batı) Cephesi Karargâhı Akşehir'e yerleşir. Kumandan İsmet Paşa TBMM'den ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirlerle Büyük Taarruz'un hazırlıklarını 9 ay boyunca Akşehir'de yapar. Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma hazırlar. Mustafa Kemal Paşa'nın da katılımıyla son hazırlıklar tamamlanır ve 24 Ağustos 1922 tarihinde, Batı Cephesi Karargahı ve bağlı kuvvetlerimiz Büyük Taarruz için Akşehir'den Afyon'a doğru hareket ederler. Ünlü yazar, Tarık Buğra, Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır. …