Şiran: Tarih
Şiran sınırları içerisinde Bakır Çağı ile Erken Tunç Çağı'na tarihlenen yüzey bulgularına rastlanılmakla birlikte detaylı kazı çalışmalarının yapılamamış olması nedeniyle ilçedeki yerleşim tarihinin daha eski dönemlere uzayıp uzamadığı hakkında bilgilere ulaşılmasını kısıtlamaktadır. 2000'li yıllarda Araköy/Könger Höyük'te yapılan yüzey araştırmalarında Şiran sınırlarında Karaz kültürü'ne (Erken Transkafkasya Kültürü) ait buluntulara rastlanılmasıyla söz konusu kültürün bu bölgeye kadar uzadığı görülmüştür.
Şiran adı esasen ilçenin kapladığı bölgenin adıdır. Bizans kaynaklarında 9. yüzyıldan itibaren bu bölge Khêriana ve (çoğul genitiv) Khêrianôn adıyla anılmıştır. 16. ve 17. yüzyıl belgelerinde ise "Şiryan" olarak kaydedilmiştir. Şiryan ismi zamanla Şiran olarak Türkçeye uyarlanmıştır. Yerel şivede Şiran, Şeyran olarak telaffuz edilir. Yerleşim merkezinden 19. yüzyılda "Karaca" adıyla bahsedilmiştir.
Şiran bölgesi; uzun süren Bizans egemenliğinin sonlarına doğru Bizans-Sasani mücadelesine sahne olmuş, Sasanileri ortadan kaldıran Arapların akınları sonucu Bizans-Arap mücadelesi ile bölgedeki kaotik durumdan faydalanmak isteyen Gürcü ve Ermeni beylerinin saldırılarına maruz kalmıştır. 1071'de yaşanan Malazgirt Meydan Muharebesi sonrasında Türk akınlarına sahne olan bölge, Mengücek Gazi tarafından kurulan Mengüçlü Beyliği hakimiyetine girmiştir. 1228'de Anadolu Selçuklularının hakimiyetine giren bölge, Kösedağ Muharebesi sonrasında da Moğol-İlhanlı hakimiyetine girmiştir. Daha sonra Eretna Beyliği, Erzincan Beyliği, Karakoyunlular ve Akkoyunlular'ın egemenliğine giren bölge, şiddetli süren Karakoyunlu-Akkoyunlu mücadelesinin akabinde 1457'de kesin olarak Akkoyunlu hakimiyetine atılmıştır. Ancak bölge kısa süre sonra da Akkoyunlu-Osmanlı mücadelesine sahne olmuş ve 1473'te yaşanan Otlukbeli Muharebesi akabinde kesin olarak Osmanlı hakimiyetine katılmıştır.
Osmanlı hakimiyetine girdikten hemen sonra bölgede tahrir yapılmış olup yerleşim Şarki Karahisar (Şebinkarahisar) sancağına bağlı bir nahiye merkezi konumunda görülmektedir. Uzun yıllar süren savaşlar nedeniyle harap halde olan Şiran bölgesinde Osmanlı'ın yürüttüğü iskan politikaları ve bağlanan köyler nedeniyle Şiran, önemli bir nahiye konumuna gelmiştir. 1642 tarihli avarız defterinde kaza merkezi konumunda gözüken yerleşim ilerleyen yıllarda yeniden nahiye konumunda görülmektedir. 1642 tahririne göre merkez köyüyle birlikte 62 köye sahip olan nahiye merkezinde sadece Hristiyanlardan oluşan 49 hane bulunmaktadır. Evliya Çelebi ise seyahatnamesinde yerleşimden Hristiyan ve Müslümanların birlikte yaşadığı bir yer olarak bahsetmiştir ki bu durum yerleşime dışarıdan Müslüman nüfusun yerleştirildiğini göstermektedir. 1642 kaydına göre nahiyeye bağlı köylerden 27'sinde Müslümanlar, 5'inde Hristiyanlar, 29'unda Hristiyan ve Müslümanlar birlikte yaşarken 1 köyün de o tarihte boş olduğu görülmektedir.
1829 yılında Rus güçlerinin Bayburt'u ele geçirmesi akabinde halkın çoğunluğu yerleşimi terk etmiş ve kısa süre sonra da Ruslar şehri ele geçirmiştir. Ancak Osmanlı karşı saldırısı ve taktiksel nedenlerle Ruslar önce yerleşimden çekilmiş ve Edirne Antlaşması (1829) uyarınca da bölgeden tamamen çekilmiştir. 1837 yılında 74 köyden, 1848'de 64 köy ve 15 mezradan oluşan kaza, idari değişiklikler sonucunda 1878 yılında 92 köyden oluşurken, kaza merkezi de Karaca ismiyle görülmektedir. 19. …