Kemah: Tarihçe
Kemah'ın Tarih öncesi çağları hakkında kesin bilgi yoktur. Ancak, Erzurum çevresi gibi komşu yörelerde yapılan bazı araştırmalar, bölge tarihinin umumi manada, insanlık tarihinin en eski devirlerine, yani “Paleolitik Çağ”a (Yontma Taş Devri) kadar götürmektedir. Müteakip devirlerde ise Kemah bölgesinin ön tarihi hakkında bilgilerimiz ilmi boyutlar kazanmaya başlar: “Son Kalkolitik” ve “İlk Tunç Çağ” devrelerinde Doğu ve Güney-doğu Anadolu'da -Karaz türü çanak-çömlekleri adı ile tanımlanan- yaygın ve homojen, kendine has eserleriyle bir kültür grubu ortaya çıkar. Karaz Kültürü adının yanı sıra, buluntu yerlerine göre çeşitli isimler altında tarif edilen bu kültür, gerçekte çok mühim bir tarihi hadiseyi ve gelişmeyi yansıtmaktadır. Adı geçen arkeolojik materyal Hurrilere ait olup, dil yapısı bakımından Ural-Altay dil ailesi ile yakınlık gösteren bu kavmin çeşitli kollar halinde Trans-Kafkasya, Kura-Aras yöresinden Doğu Anadolu ve komşu bölgeler üzerine yaptıkları göç ve yayılmaları belgelemektedir.
Araştırmacılar Kemah'ın yer aldığı Erzincan yöresini de, bu kültürün gelişim bölgesi içinde zikrederler. “Tarihi Çağlar”da, Kemah ve çevresi hakkındaki aydınlatıcı bilgiler, Hittit ve Assur çivi yazılı kaynaklarından edinilmektedir: MÖ 3. bindeki Hurri kabilelerinin ve Urartular gibi akraba boyların göçlerini müteakip, MÖ 2. binde Doğu Anadolu'da birtakım küçük feodal beyliklerin teşekkül ettiği görülür. Bunlardan birisi de Kemah yöresindeki beyliktir.
Hitit kaynaklarında, Erzurum ve Erzincan arasındaki bölge “Hayaşa/Hajaşa” olarak geçmektedir. Hititlerin amansız düşmanı olan Hayaşa beyliği'nin Kral I. Şuppiluliuma (MÖ 1375-1345) devrinde birçok çetin mücadelelerden sonra Hitit devletine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Kaynaklara göre, bir ara durmuş olan Hitit-Hayaşa çekişmesi, Şuppiluliuma'nın ölümünden sonra tekrar alevlenmiştir. Bunun üzerine oğlu II. Murşillis, Hitit devletine karşı ayaklanan Hayaşalı'larla Kemah yakınlarında savaşmak zorunda kalmıştır. Anlaşıldığına göre Hititlerle mücadeleye devam eden Hayaşalılar, yeniden bağımsızlıklarını elde etmişlerdir.
MÖ 13. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Assur devletinin Ön Asya'da gittikçe kuvvetlenmesi üzerine Doğu Anadolu'nun siyasi durumunda büyük değişiklikler görülür: Doğu Anadolu ile Assur arasında bir “tampon devlet” niteliğinde olan Hurri-Mitanni (Hanigalbat) devletinin zayıflayarak tarih sahnesinden çekilmesini fırsat bilen Assur, Doğu Anadolu'ya amansız akınlar düzenlemeye başlamıştır. Bunun üzerine yukarıda zikrettiğimiz Hurri kökenli ve akraba Urartu kabilelerinin meydana getirdikleri Feodal beylikler, Assur'a karşı birleşirler. Böylece Doğu Anadolu'da, merkezi Van Gölü olmak üzere gelecekteki Urartu devletinin temelini oluşturan “Uruatri” ve “Nairi” konfederasyonları, yeni bir politik güç olarak ortaya çıkar. Hitit kaynaklarında “Hayaşa” adı altında tarif edilen Kemah bölgesi, Assur kaynaklarında zaman zaman Nairi konfederasyonunun hakim olduğu topraklar dahilinde zikredilmektedir. Bu feodal beylik, konfederasyonunun bir üyesidir.
MÖ 9. yüzyılın ikinci yarısında, Doğu Anadolu'ya yapılan Assur seferleri gittikçe yoğunlaşır. Bunun üzerine, Uriatri ve Nairi konfederasyonları, birleşerek Urartu devletini kurarlar. Bu sırada, Assur kralı III. Salmanassar'ın (MÖ 848-MÖ 824) Fırat'ın kaynaklarına kadar ulaşan seferleri sırasında Suhme bölgesini de fethederek yağmaladığı görülür. Urartu kralı II. …