Posof: Tarihçe
Potshovi, Orta Çağ'da Samtshe bölgesinde yer alan ve Potshovi Çayı boyunca uzanan vadinin adıydı. Tarihsel Tao bölgesinde yer alan Posof bölgesi erken Orta Çağ'da Gürcü Krallığı sınırları içinde kalıyordu. Bölgenin önemli kalesi olan Kveli Kalesi 914 yılında Arapların saldırısına uğradı. Kaleyi savunan Gürcü aznaur Gobron kaleyi savunurken öldü. Kveli köyünde bulunan Kveli Kalesi de 1080'de Büyük Selçuklular ile Gürcüler arasındaki savaşa sahne oldu. Kveli Kalesi Savaşı olarak bilinen savaşta Büyük Selçuklular galip geldi. Bu savaşın ardından Didi Turkoba olarak bilinen dönemde Büyük Selçuklular Tao-Klarceti'yi tamamen ele geçirip Karadeniz kıyılarına indiler.
Gürcistan Krallığı'nın parçalanmasından sonra bölge, Samtshe-Saatabago olarak bilinen ve Cakeli sülalesinin yönettiği prensliğin sınırları içinde kaldı. Daha sonra, Cakeli sülalesinin bir kolu olan Botsodzelerin yönetimi altına girdi. Bu dönemde, Potshovi Çayı'nın sol yakasında, eski Sakire (bugün Çambeli) köyü sınırları içinde yer alan Caki Kalesi bölgenin en önemli merkeziydi ve Gürcü hanedanı Cakeli sülalesinin ikametgâhıydı. Cakeli sülalesinin adı da bu kaleden gelir. Tzurtzkabi Piskoposluğu kilisesi de burada yer alıyordu. Hertvisi'ye kadar Potshovi Vadisini kapsayan Tzurtzkabi Piskoposluğu, 16. yüzyılda 13 piskoposluk arasında altıncı sırada yer alıyordu.
Osmanlılar, 16. yüzyılın ortasında, tarihsel Gürcistan'ın güneybatısındaki diğer bazı bölgelerle birlikte Potshovi bölgesini de ele geçirdi. Bu bölge, Osmanlılar tarafından kurulan Gürcistan Vilayeti veya Çıldır Eyaleti içinde Poshov (پوسخو) adıyla bir liva olarak yer aldı. 1595 tarihli Osmanlı mufassal defterine göre Poshov livası Güney ve Kuzay nahiyelerinden oluşuyordu. Güney nahiyesi Poshov livasının batı kısmını, Kuzey nahiyesi ise doğu kısmını kapsıyordu. Bugünkü Posof kasabasının temelini (günümüzde Merkez Mahalle) ise, Diğviri köyü oluşturmaktadır.
Poshov bölgesi, uzun süre Osmanlı yönetimi altında kaldıktan sonra, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun eline geçti. Rus idaresinde Ardahan sancağına (okrug) bağlı bir kazaydı (uçastok). 1886 yılı tespitine göre Poshov kazası, dört nahiye (маркяз: merkez) ile 53 köyü kapsıyordu. Diğviri köyü, Rus idaresi tarafından Digur (Дигур) adıyla kaydedilmişti. Digur aynı zamanda Poshov kazasının dört nahiyesinden birinin de adıydı ve 21 köyü kapsayan Digur nahiyesinin (маркяз: merkez) nüfusu, tamamı "Türk" olan 2.409 kişiden oluşuyordu. Diğer nahiyeler Badela, Sakire ve Tzurtzkabi nahiyeleri idi. Badela nahiyesi 13 köyden oluşuyordu ve burada toplam 2.410 kişi yaşıyordu. On iki köyden meydana gelen Sakire nahiyesinde ise, 2.624 kişi bulunuyordu. Tzurtzkabi nahiyesi dokuz köyden olmakla birlikte 2.651 kişilik nüfusa sahipti. Poshov kazasında bu tarihte 9.814'ü Türk ve 280'i Kürt olmak üzere toplam 10.094 kişi yaşıyordu.
Posof kazasının merkezi olan Digur köyü, Shalta vadisinden geçen ve Acara'yı Ardahan'a bağlayan ticaret yolu üzerine yer alıyordu. Bu ticaret yolu Ardahan'dan Kars'a uzanıyordu. Rus yönetimi sırasında bölgeyi gezen Gürcü tarihçi ve araştırmacı Zakaria Çiçinadze'ye göre Poshov'un komşu bölgesi Zegani'de (Yukarı Acara) yaşayan Müslüman Gürcülerin anadilini bilmelerine rağmen Poshov bölgesindeki Müslüman Gürcüler Gürcüce bilmiyorlardı. Bir kısmı Kars'ın, bir kısmı Ardahan'ın parçası olan Poshov vadisinde 19. yüzyılın başlarında yaklaşık 100 köy vardı; ancak özellikle Kırım Savaşı’ndan sonra halkın Osmanlı ülkesine göç etmesi sonucu 20. …