Gedichte · Diyarbakır ·

Ramazan Sadakası

Köprü'de

Soğuk, soğuk... acı bir nevha-yî teşekkîsi

Yolunda kalb-i hayâtın, gelir enîn-i riyâh;

Soğuk, soğuk., denizin lerze-dâr-ı girye sesi

Eder yüreklere târî bir ihtizâz-ı cenâh.

Delik paçavralar altında bir küçük seyyâh...

"Efendiler, ne olur? Ben fakirim işte..." sükût;

"Efendiler, acıyın..." pür vekâr ü bî-ârâm

Efendiler geçiyor; yavrucak soluk, mebhût,

Nazarlarında hazin bir edâ-yı istirhâm,

Çolak eliyle verir her geçen hayâle selâm.

“Efendiler, ramazandır., mübârek akşamdır..."

Zavallı tıfl-ı sefâlet, zavallı ömr-i tebâh!

“Efendiler, acıyın, ben garibim işte..." hayır,

Akın akın geçen erbâb-ı i'tizâz ü refah

Eder bu kirli, bu yırtık sedâdan istikrâh.

Soğuk, soğuk... asabi darbelerle bir yağmur

Ufukta parçalanan bir sehâba hidddetle

Gelip likâ-yı zelîl-i hayâtı kamçılıyor.

Soğuk, soğuk... bu tahammül-gezâ burûdetle

Çocuk harâb olacak; âh, ey saâdetle

O süslü haclelerin sîne-yi muattarına

Koşanlar! İşte bir insan ki inliyor nefesi;

Bakın şu sıska, şu çıplak, şu iğri kollarına;

Bu artık işleyemez... hisse-yi mesâisi

Sizindir işte; verin, susturun şu hasta sesi!

— Tevfik Fikret

von Fremdinhalte · Regionauts

Quelle: Tevfik Fikret († 1915) · gemeinfrei · Wikisource